EVLENECEKSEN BÖYLE EVLEN....TAMAM?


13/4/2009 · Kategori: edebiyat


Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim
için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni
zamanda da... Evlili ğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma
inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin
lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot'
dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük
olmalıymış yaşı...

Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış
layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden
önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaş landıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik
tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi
savunurken.

Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan
neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne k adar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği
kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı
cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış
bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi
gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz
gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'k
ay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin
yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız
hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o
listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim
sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına.
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş
bir armağandır insan a...

CAN DÜNDAR

Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların
isyan eder.

Aşağı çekersin omuzların titrer. Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini
karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Arkadaşına Gönder! Etiketler : can dünda, edebiyat, kadın, evlilik, aşk

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »

Myspace Backgrounds