SANDAL AĞACI


14/4/2009 · Kategori: edebiyat


Sana kapımı her açtığımda, sandal ağacı kokusu doluyordu odama... İlk geldiğin gecelerin birinde" sende aradığım ne" dediğinde bana, "belki de birbirimizin hüznünde gözümüz var" demiştim sana. Gecenin bir yarısı hep aynı adrese koşuyorsa insan, ya dinlemek, ya anlatmak için çalıyordur o kapıyı. Ne diyordun?
-Neyim var ki anlatacak. Bir adam. Yorgun, bezgin...

Geceler iki gün arasına sıkıştırır insanı, ezer. "Çözül" der. Kendinde çözülürsün de sonra akarsın bir yere. Yazılara, yabanlara, cümlemiz gibi cümlen gibi. Savrulursun da savrulursun Yorulursun bazen serseri ruhundan. Yorulursun taşmaktan. Kalmak istersin... Aktığında dolacağın bir çukur ararsın. Bulursun, dolarsın, durursun ve kalırsın... Durmak yorar seni. Kalmanın yetersiz olduğunu anlarsın. Aradığın kalmak bu değildir, başka bir şeydir. Anlatırsın. Denersin, denersin. Bezgin olur adın... Bırakırsın kendini, sürüklenirsin.
Anlatmaktan yorulmuş adam... Kıyıya vurmuş.
Duygularının kalmak istediği yeri arıyordun, kaybolacağın yeri arıyordun, karışacağın yeri arıyordun.


Sürükleniyorsan tutulmak, dolmuşsan emilmek, donmuşsan çözülmek, bir sandalsan yansımanı görmek istiyordun.
Kendini sandal ağacı kokusuyla örten, hüznüme gözlerini diken sen; hüznümde senin bir yanını anlatabileceğim bir yer arıyordun bir eylül zamanında.
Gözelerde uyumak isteyen ırmak gibi, kuru bir yaprakla konuşmak isteyen rüzgar gibi, sürgünlerine hasretli toprak gibi... Sen sustuğunda ben kendimi dinliyordum. Öyle seyrettim işte seni, öylesine. Kendim gibi, bilir gibi.
Biz neydik biliyor musun?...
Öylesineydik!...
NECLA MARAŞLI

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Arkadaşına Gönder! Etiketler : edebiyat, ağaç, sandalşiir, deneme

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

1 yorum yazilmistir

Yazan: | Tarih: 2009-08-11 01:36:52
Konu: Dut Ağaçları

DUT AĞAÇLARI
Ben şimdi bir kilise mumunun karşısında
Güneşin doğuşunu diliyorum
Saçlarımın sanem duruşlarını eğirirken
İnançlarımın sunağına

Bütünlükten düştüm
Tezat uçurumunda kırıldı bacağım
Topal çıktım yüksek tepelere
Kanatsız yakınlaştım kiliselere

Moshos’um ben
Tımarhane adasından
Ayios Dimitrios Ta Salina’ya kaçtım sonra
Ay
Ve
Su
Ay
Ve
Su
Güzel bir kokuyum şurada
Şurada bir korsan
Savrulup duruyorum
Dut ağacı dallarından
Dut ağacı dallarına

Dengemdir deli aklımda uzayan bu sessizlik
Bir tarafımı diğer tarafımdan duymaya
Göğsümdeki bu oyuk
Bir çan sesinden kalma

Ben şimdi bir kilise mumunun karşısında
Güneşin doğuşunu diliyorum
Ve şahadetini
Memelerimin ucunu
Ve göbeğimin kabarığını sırlayan
Aramızdaki aynanın
Seni kokladığıma

Gözümün damlalarında uzayan
Kırık ışıkları camların
Binlerce soyunağından geçirip dünyanın topal bacağımı
Sözün tanrısına geldim

Ben şimdi bir tek şey
Ben şimdi bir tek şey
Geceden
Ak bir eğiliş istiyorum.


Necla Maraşlı

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »

Myspace Backgrounds